ENDOVASKÜLER ANEVRİZMA ONARIMI:

İngilizce ifadesi “EndoVascular Aneurysm Repair'' tanımlamasının baş harflerininden oluşan EVAR kısaltması;
aort damarının karın içinde kalan bölümünün çapının genişleşmesi, balonlaşması (anevrizma oluşması) sonucu,
damar duvarının yırtılması (rüptüre olması) olasılığının fazlalaşması nedeniyle, minimal invaziv kesiler ile
tedavisi edilme yöntemidir.

1990’lı yıllarda yaygın olarak kullanılmaya başlayan bu yöntem, 2003 yılında; karın içi aort damarı balonlaşması
için yaygın olarak kullanılan açık ameliyat tekniğinden daha fazla kullanılmaya başlanmıştır.
Teknoloji ve yöntemin gelişimine bağlı olarak, günümüzde, karın içi aort damarı balonlaşması nedeniyle müracaat
eden hastaların %75’inden fazlası bu yöntem ile başarılı şekilde tedavi edilmektedir.

Yöntem ideal olarak, özellikle böbrek damarlarının altında yer alan karın içi aort damarı balonlaşmasında
(abdominal aort anevrizmasında) kullanılmaktadır. İleri derecede genişlemiş (5.5 cm den geniş) karın içi aort
damarı bulunan hastalar, EVAR için ideal hasta grubuna girmektedir.

EVAR için hasta uygunluğunun değerlendirilmesinde en ideal test, bilgisayarlı tomografi (BT) dir.
Göğüs, karın ve pelvik bölgelere ait BT çalışması ile, aort damarı ve balonlaşma konusunda oldukça detaylı verilere
ulaşılır. Özellikle karın içi aort damarı balonlaşmasının (abdominal aort anevrizmasının), böbrek damarlarına olan
uzaklığı, balonlaşma boynunun olup olmadığı, girişimin yapılabilir olup olmadığının değerlendirilmesi açısından
önemlidir. Balonlaşmanın, böbreklere çok yakın olması girişimi ve başarıyı zorlaştırır.

Bilgisayarlı tomografi sayesinde anevrizmanın anatomisi, boyutları, ilyak arterlere uzanımı, ilyak arterlerde varolan
ilave anevrizmalar veya plak oluşumları, darlıklar, femoral arterlerin çapları gibi detaylı bilgiler elde edilir,
aynı zamanda anevrizma içerisine yerleştirmeyi planladığımız stent greft ile ilgili ölçümler de yapılır.


EVAR, anjiografi odası ile, steril ameliyathane ortamının birlikte sağlanabileceği,
genel anestezinin verilebileceği özel donanımlı ortamlarda (hibrit ameliyathane, anjiografi
ünitesi gibi) yapılmaktadır. İşlem, radyolojik görüntüleme teknikleri konusunda eğitimli bir ekiple birlikte,
minimal invasif damar girişimlerinde ve onarımlarında tecrübeli kalp ve damar cerrahisi uzmanları tarafından,
genel anestezi altında yapılmaktadır.

EVAR için, girişim bölgesi olarak kasıklar kullanılmaktadır, kasık bölgesine yapılan küçük cerrahi
kesiler ile sağ ve sol femoral arterler bulunup, işlem için hazırlanır,
aynı zamanda işlemin devam
edebilmesi için femoral arterlerin uygun çap ve kalitede olup olmadıkları tekrar değerlendirilir,
uygunsa işleme devam edilir, femoral arterlerden, işlem için kullanılan klavuz teller, kateterler
gönderilerek; endogreftin ana gövdesi (EVAR için tasarlanmış stent greft), diğer taraftan da uzatma greft,
ilyak arterlerde anevrizma varsa ilave uzatma greftler anevrizmatik damarın içine yerleştirilir.
İşlem sırasında, tanı amaçlı angiografinin yapılması, böbrek atardamarlarının saptanabilmesi,
endogreftin bu seviyenin altına yerleştirilmesi ve endogreftin lümen içine iyi yerleşip yerleşmediğinin
değerlendirilmesi açısından çok önemlidir. İşlem sonunda yapılan kontrol anjiografide, endogreft içinden dışına,
balonlaşmaya doğru bir kaçış olup olmadığı kontrol edilir, varsa endogreft birleşim yerlerine balonplasti yapılarak
kaçak engellenir.


Endogreft, yerleştirme aşamasından sonra, doğal karın içi aort damarı gibi görev yapar.
Zaman içerisinde, balonlaşma içerisindeki, endogreftin dışındaki, basınç azalır, böylece balonlaşmanın genişlemesi,
çap artışı devam etmez, anevrizma iç duvarı ile endogreftin dış duvarı arası tromboze olarak kalır, böylece damarın
yırtılma (rüptüre olma) olasılığı oldukça azaltılmış olur.

EVAR, minimal invaziv endovasküler bir yöntem olsa da işlem ile ilgili bazı komplikasyonlar karşımıza çıkabilmektedir.

Erken EVAR komplikasyonları, genellikle girişim sırasında femoral veya iliak atardamar yaralanmasıdır.
Bunu, endovasküler stent greftin yerleştirilmesi sırasında karşılaşılan sorunlar takip etmektedir.

Geç EVAR komplikasyonları, endovasküler stent greftin çevresinden olan kaçaklar, stentin istenen pozisyondan daha
farklı bir bölgeye kayması (stent migrasyonu), endovasküler stent greftin tıkanması ve/veya kıvrılması, ve kasık
girişim bölgelerinde hematom benzeri durumların gözlenmesidir.

Aort anevrizmaları, aortanın hangi bölgesinde olursa olsun, hemen her zaman oldukça tehlikelidir. Tanı veya tedavi
konusunda gecikme çok ciddi sorunlara neden olmaktadır. Ancak, son yıllarda teknolojik ilerlemelere paralel olarak
Göğüs içi (torasik) aortanın arkus sonrası inen aorta bölümünü tutan anevrizmalarda TEVAR
(torasik aorta endovasküler stent greft)
işlemi sayesinde sonuçlar
oldukça yüz güldürücü olmaktadır. Açık, klasik ameliyatlara göre riskleri oldukça azdır.


Arkus veya torasik aorta anevrizmalarının tedavisinde açık cerrahi ile birlikte endovasküler yöntemin birleştirilerek
birlikte yapılmasına Hibrid (melez) yöntem adı verilir. Genellikle, cerrahi yöntem TEVAR tedavisinden
iki-üç gün önce yapılmaktadır. Daha sonra da, planlanan TEVAR yöntemi ile tedavi tamamlanmaktadır. Aortik arkus
patolojisine bağlı olarak, bazen de hibrid yöntem eş zamanlı olarak, aynı seansta uygulanmaktadır.
Bu yöntem ile tedavi edilen hastaların genellikle ileri yaşlı ve yüksek riskli olmalarını göz önünde alındığında,
hibrid yöntemin klasik cerrahi yönteme göre iyi bir seçenek olduğu söylenebilir.